Kadınlara yönelik şiddet ve COVID-19

Kadınlara yönelik şiddet ve COVID-19

Kadınlara yönelik şiddet ve COVID-19 arasındaki ilişki bir bilinmezlik içindedir. Bu bilinmezliği azaltmaya yönelik Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (Union Nations Office on Drugs and Crime-UNODC) tarafından yapılan çalışmada bazı önemli sonuçlara ulaşılmıştır.

Aşağıda UNODC tarafından Kasım, 2020 tarihinde yayınlanan “COVID-19 salgınının kadınlara yönelik bildirilen şiddet üzerindeki etkisi hakkında hangi suç ve yardım hattı verileri ne diyor?“başlıklı kısa bildirinin bir özeti yer almaktadır.

Kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddet, önemli bir halk sağlığı sorunu ve insan hakları ihlali olmaya devam ediyor. Kadınlar hem kamusal hem de özel alanlarda şiddete maruz kalırken, UNODC tarafından 2019’da yayınlanan Küresel Cinayet Araştırması‘nın son baskısı, evin kendileri için en tehlikeli yer olmaya devam ettiğini gösterdi.

COVID-19 ve aile içi şiddet

COVID-19 salgını, dünya genelindeki toplumlar ve ekonomiler üzerinde, günlük yaşamın hemen hemen her alanını etkileyen çok büyük bir etki yarattı (COVID-19 ve Ruhsal Belirtiler). Pandeminin başlangıcından bu yana, COVID-19’un yayılmasını kısıtlamak için getirilen karantina önlemlerinin kadınlara yönelik aile içi şiddeti artırdığı fikri, Birleşmiş Milletler kurumları da dahil olmak üzere ortak bir endişe haline geldi (Karantina ve COVID-19).
Karantina ve sosyal hayattaki kısıtlamalar kadınların evde kalmasına ve yakın eşleri/aile üyeleri tarafından mağdur olma riskininin artmasına neden oluyor.

COVID-19 ve kadına yönelik şiddet araştırması: UNODC

Bu araştırma, 2020 yılında UNODC tarafından yakın partnerler tarafından uygulanan şiddet mağdurlarını destekleyen yardım hatlarına yapılan çağrıları kapsamaktadır.

Araştırmanın yapıldığı ülkeler; İngiltere, İtalya, İspanya, Danimarka, Meksika, Güney Afrika, Brezilya, Hindistan, Arjantin, Ekvador, Peru, Paraguay, Galler.

Karantina uygulamaları ve kadına şiddet

Karantina uygulamaları, kadınlara yönelik şiddeti birbiriyle çelişen iki yolla etkileyebilir;

1- Evdeki baskının artması (Kadınlar şiddet uygulayan eşlerle veya aile üyeleriyle daha fazla vakit geçirmek zorunda kalırlar) yoluyla şiddet artabilir.

2- Ev dışında işlenen suçlara daha az maruz kalma yoluyla (sosyal etkileşim azaldığından, kadınlar kendilerini etkileyen kişiler arası şiddete daha az maruz kalırlar) şiddet azalabilir.

Araştırma Sonuçları

1- Yetkililere tecavüz ve cinsel saldırı bildirimi azalmıştır. Bu da şiddetin ceza adaleti kurumlarına bildirilmesinde bir azalma ve aile içi alan dışındaki olayların sayısında olası bir düşüşe işaret ediyor.

Karantina tedbirleri gevşetildiğinde ise bildirilen şiddet önceki seviyelere geri dönmüştür.

2- Daha fazla kadın yardım hatlarına ulaşmıştır.

Çağrılardaki artış, önlemlerin daha katı olduğu yerlerde daha fazla olarak kaydedilmiştir.

Birkaç ülkede, yardım isteyen kadınların sayısında önemli bir değişiklik gözlenmemiştir.

3- Bazı ülkelerde cinsiyete bağlı kadın cinayetlerinin sayısında kayda değer bir değişiklik olmazken, diğerlerinde azalma olmuştur.

Ancak cinsiyete bağlı cinayetlerin sayısı önemli olmaya devam etmiştir.

4- Genel olarak, COVID-19’un etkisi ülkeler arasında farklılık göstermiştir.

Karantine etkisinin incelenebildiği durumlarda, tedbirler gevşetildiğinde durum hızla endişe verici pandemik öncesi seviyelere geri döndüğü saptanmıştır.

Sonuç

Şiddet mağduru kadınlara yönelik hizmetlerin devam ettirilmesi ve yeterli kaynaklarla işler durumda kalması çok önemlidir.